<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AcilBilgi.Net</title>
	<atom:link href="http://acilbilgi.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://acilbilgi.net</link>
	<description>Sağlıklı Yaşamın Tek Adresi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 May 2009 15:50:47 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ender Saraçtan Mucizevi Çay</title>
		<link>http://acilbilgi.net/ender-saractan-mucizevi-cay</link>
		<comments>http://acilbilgi.net/ender-saractan-mucizevi-cay#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 15:50:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ceycey</dc:creator>
				<category><![CDATA[DR. Ender Saraç]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel çay]]></category>
		<category><![CDATA[çay]]></category>
		<category><![CDATA[ender]]></category>
		<category><![CDATA[ender sara]]></category>
		<category><![CDATA[ender saraç çayı]]></category>
		<category><![CDATA[ender sarac iletişim adresi]]></category>
		<category><![CDATA[ender saraç resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[endersarac.com]]></category>
		<category><![CDATA[saraç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilbilgi.net/ender-saractan-mucizevi-cay/</guid>
		<description><![CDATA[Dünyaca ünlü oyuncu Angelina Jolie&#8217;nin tam11 kilo vermesini sağlayan bu çayı, Türk insanın beslenme alışkanlıklarına göre yeniden yorumlayan Saraç, bu çayın nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor;
“2 bardak suyun içine 4-5 adet parmak ucu büyüklüğünde taze zencefil veya 4-5 adet parçalanmış kuru zencefil koyun. Yaklaşık 6 dakika kadar kaynatın. Daha sonra karışımın içine 2 adet büyük veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü oyuncu Angelina Jolie&#8217;nin tam11 kilo vermesini sağlayan bu çayı, Türk insanın beslenme alışkanlıklarına göre yeniden yorumlayan Saraç, bu çayın nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor;</p>
<p>“2 bardak suyun içine 4-5 adet parmak ucu büyüklüğünde taze zencefil veya 4-5 adet parçalanmış kuru zencefil koyun. Yaklaşık 6 dakika kadar kaynatın. Daha sonra karışımın içine 2 adet büyük veya 3 adet küçük sarımsak ve yarımtatlı kaşığı taze sıkılmış limon suyu katın. Ilınınca 2 küçük kahve kaşığı bal ekleyin. Bu çaydan her sabah ve akşam birer fincan için. Sarımsak çayını, çok açken veya çok tokken içmeyin. Hedeflediğiniz kiloya inene kadar birkaç hafta süreyle belirtilen oranda tüketmeye devam edin.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://acilbilgi.net/ender-saractan-mucizevi-cay/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıflarken Dikkat Edilmesi Gerekenler</title>
		<link>http://acilbilgi.net/zayiflarken-dikkat-edilmesi-gerekenler</link>
		<comments>http://acilbilgi.net/zayiflarken-dikkat-edilmesi-gerekenler#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2009 20:51:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ceycey</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dr.Ender Saraç Diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[ender saraç]]></category>
		<category><![CDATA[ender saraç diyeti]]></category>
		<category><![CDATA[ender sarac iletişim adresi]]></category>
		<category><![CDATA[ender sarac.com]]></category>
		<category><![CDATA[salata]]></category>
		<category><![CDATA[salata tarifi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilbilgi.net/zayiflarken-dikkat-edilmesi-gerekenler/</guid>
		<description><![CDATA[Akşam ağır ve geç beslenmek,dolu mideyle yatağa girmek,kırmız et,şarküteri ürünleri,yağlı peynirler,beyaz un ve beyaz şeker gibi rafine edilmiş gıdalar,tuzlu ve yağlı çerezler,yağlı kızarmalar,yağlı katkı sosları,cipsler,çikolatalar,şekerli ve asitli içecekler,genelde şişmanlatıcı etkiye sahiptirler ve dikkat edilmesi gerekir.
Oysa yavaş emilen ve bağırsaklarda yavaş hareket eden  lifli,çeperli gıdalar,tam tahıllar,bakliyatlar,yeşil lifli yapraklı sebzeler,çok şekerli olmayan taze meyveler,az zeytinyağlı yemekler,doğal [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.acilbilgi.net/wp-content/plugins/resimler/salata.JPG" width="150" align="left" height="150" />Akşam ağır ve geç beslenmek,dolu mideyle yatağa girmek,kırmız et,şarküteri ürünleri,yağlı peynirler,beyaz un ve beyaz şeker gibi rafine edilmiş gıdalar,tuzlu ve yağlı çerezler,yağlı kızarmalar,yağlı katkı sosları,cipsler,çikolatalar,şekerli ve asitli içecekler,genelde şişmanlatıcı etkiye sahiptirler ve dikkat edilmesi gerekir.</p>
<p>Oysa yavaş emilen ve bağırsaklarda yavaş hareket eden  lifli,çeperli gıdalar,tam tahıllar,bakliyatlar,yeşil lifli yapraklı sebzeler,çok şekerli olmayan taze meyveler,az zeytinyağlı yemekler,doğal müsliler, yulaf ezmesi,derisiz beyaz et,yumurtanın beyazı gibi yiyecekler ise genelde daha düşük glasemik etkiye sahiptirler ve kişide şişmanlatıcı etki pek oluşturmazlar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://acilbilgi.net/zayiflarken-dikkat-edilmesi-gerekenler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Göbek Fıtığı</title>
		<link>http://acilbilgi.net/gobek-fitigi</link>
		<comments>http://acilbilgi.net/gobek-fitigi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 15:43:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ceycey</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat görüntüsü]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat masası]]></category>
		<category><![CDATA[apandiit nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[apandisit ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[apndisit görüntüleri]]></category>
		<category><![CDATA[cerrah.com]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi operasyon ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Fıtık]]></category>
		<category><![CDATA[fıtık başlangıcı]]></category>
		<category><![CDATA[fıtık nasıl tedavi edilir]]></category>
		<category><![CDATA[fıtık tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[genel cerrahi serrah]]></category>
		<category><![CDATA[genel hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[göbek fıtığı]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[neşter]]></category>
		<category><![CDATA[trcerrah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilbilgi.net/gobek-fitigi/</guid>
		<description><![CDATA[Göbek fıtığı olan bir bebekte , bebek ağladığı, öksürdüğü ya da gerindiği zaman göbek deliği çevresinden dışarı doğru şişen yumuşak bir çıkıntı dokusu vardır.
Doğumdan önce tüm bebeklerin kan damarlarının göbek kordonuna ulaşmak için geçtiği bir delik vardır. Bazı durumlarda (beyaz bebeklere kıyasla siyah bebeklerde) bu delik doğumdan sonra tamamen kapanmaz.
Sorun göbek deliği çevresindeki halkayı bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Göbek fıtığı </strong>olan bir bebekte , bebek ağladığı, öksürdüğü ya da gerindiği zaman göbek deliği çevresinden dışarı doğru şişen yumuşak bir çıkıntı dokusu vardır.</p>
<p>Doğumdan önce tüm bebeklerin kan damarlarının göbek kordonuna ulaşmak için geçtiği bir delik vardır. Bazı durumlarda (beyaz bebeklere kıyasla siyah bebeklerde) bu delik doğumdan sonra tamamen kapanmaz.</p>
<p>Sorun göbek deliği çevresindeki halkayı bir araya getirememekten doğmaktadır. Sonuçta az bir miktar bağırsak göbek deliğinden dışarı kayar.<br />
<strong><br />
Diğer fıtıkların aksine göbek fıtığının tehlikesi çok azdır.</strong><br />
<span id="more-445"></span><br />
Bebek altı aylık olmadan önce ortaya çıkanların çoğu bebek bir yaşına girdiğinde yok olur. Fıtık gittikçe daha büyümedikçe çocuk beş yaşına girene kadar zamanla iyileşmedikçe veya herhangi bir engel oluşturmadığı sürece ameliyat nadiren gereklidir.</p>
<p>Göbek fıtığı göbek deliği etrafındaki halkanın ortaya toplanamamasından dolayı oluşur. Bu durum öksürme , gerilme ve ağlama esnasında daha da dışarı çıkan yumuşak bir çıkıntı ortaya çıkmasına neden olur.</p>
<p><strong>DİKKAT:</strong> Bu tip kitle görüntü açısından endişe yaratırsa da tıbbi açıdan problem çıkarmaz . Küçük delikler birkaç ayda iyileşirken ,büyük deliklerin iyileşmesi iki yıla kadar sürebilir.</p>
<p>Bel sargıları , yara bantları ve yapışkan uçlu bantlar güncelliğini kaybetmiştir ve etkili olmayan yöntemlerdir. Ayrıca deriyi tahriş edebilirler.</p>
<p><strong>“En iyi tedavi hiç tedavi etmemektir!!”</strong><br />
Göbek fıtıklarını ameliyatla düzeltmek basit , güvenli bir yoldur ,fakat yalnızca anneyi ve babayı rahatsız eden büyük yada büyümekte olan delikler için geçerlidir.</p>
<p><strong>Ancak ;</strong><br />
• fıtık içeri itildiğinde içeri girmiyorsa ,<br />
• aniden büyümeye başladıysa ,<br />
• hassaslaşırsa ,<br />
• bebek ağlayınca fırlıyor ve<br />
• bebekte kusmaya neden oluyorsa doktora başvurun.</p>
<p>Göbek düşmeden önce geçici olarak dışarı fırlayan göbeği fıtıkla karıştırmayın. Fıtık bebek ağladığında dışarı fırlar, göbek fırlamaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://acilbilgi.net/gobek-fitigi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apandisit</title>
		<link>http://acilbilgi.net/apandisit-2</link>
		<comments>http://acilbilgi.net/apandisit-2#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 15:39:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ceycey</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat görüntüsü]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat masası]]></category>
		<category><![CDATA[apandiit nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[apandisit ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[apndisit görüntüleri]]></category>
		<category><![CDATA[cerrah.com]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi operasyon ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[genel cerrahi serrah]]></category>
		<category><![CDATA[genel hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[neşter]]></category>
		<category><![CDATA[trcerrah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilbilgi.net/apandisit-2/</guid>
		<description><![CDATA[Yaygın bir hastalık olan &#8220;apandisit&#8221;, karnın alt kısmında bulunan ve apandis ya da apendiks denilen kör barsağin iltihaplanmasıdır.
&#8220;Apendiks vermiformis uzun ince bir boru veya solucan şeklinde ortalama 9 cm uzunluğunda kör bir barsaktır. iki ila 25 cm arasında değişen uzunlukta olabilir. Çocuklarda, yetişkinlerden daha uzundur. Normalde karnın sağ alt bölgesinde yer almakla birlikte farklı konumlarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaygın bir hastalık olan &#8220;apandisit&#8221;, karnın alt kısmında bulunan ve apandis ya da apendiks denilen kör barsağin iltihaplanmasıdır.</p>
<p>&#8220;Apendiks vermiformis uzun ince bir boru veya solucan şeklinde ortalama 9 cm uzunluğunda kör bir barsaktır. iki ila 25 cm arasında değişen uzunlukta olabilir. Çocuklarda, yetişkinlerden daha uzundur. Normalde karnın sağ alt bölgesinde yer almakla birlikte farklı konumlarda bulunabilir.&#8221;</p>
<p>Vücuttaki işlevi lam olarak bilinmeyen apendiks, bademcik gibi lenfoid doku bakımından zengin bir organ olarak tanımlanıyor.<br />
<strong><br />
APANDİSİT NASIL OLUŞUR?</strong></p>
<p>&#8220;Apandisit yüzde 90 oranda, apendiks lümeninin (yani apendiksin iç kısmının) dışkı ile tıkanmasından kaynaklanıyor. Sık görülen nedenlerden biri de tenf dokularının şişmesidir.</p>
<p>Çeşitli nedenlerle apendiksin içi tıkandığı zaman, apendiks lümeninde sıvı birikir, mikroplar çoğalmaya başlar ve iç basınç artar. Basıncın artması ile apendiks şişmeye başlar ve giderek apendiks dokusunun kanlanması ve beslenmesi bozulur. Daha sonra nekroz (çürüme) ve patlama oluşur.&#8221;</p>
<p>Türkiye Hastanesi uzmanları, iltihaplanmayı durdurmanın mümkün olmadığını belirterek &#8220;apandisit önlenemez; önlemek için herhangi bir metod veya ilaç bulunmuyor&#8221; diyorlar.</p>
<p><strong>GÖRÜLME SIKLIĞI<br />
</strong><br />
Eldeki verllere göre, apandisit her yasta görülmekte birlikte, en sık olarak genç erişkinlerde, 20-30 yaş grubunda ortaya çıkıyor. 60 yaşından büyüklerde yüzde 5-10 dolayında görülüyor, Çocuklarda en sık 6-10 yas grubunda görülen apandisjtin, 2 yaşından küçüklerde görülme oranı yüzde 2 dolayında kalıyor.</p>
<p>Görülme sıklığı bakrmından cinsîyete göre ilginç tablo gözleniyor, Ergenlik çağından Önce, kız ve erkeklerde apandisit oranı eşit olduğu görülüyor, 15-25 yas grubunda, erkeklerde apandisite 2 kat fazla rastlanıyor. 25 yaşından sonraki dönemde oran tekrar eşitleniyor.</p>
<p><strong><br />
BELİRTİLER VE TANI</strong></p>
<p>Prof Dr. Hasan Taşçı ile Opr. Dr. Cavit Hamzaoğlu, apandisitin belirtileri ve tanısıyla ilgili olarak şunları söylüyorlar. &#8220;Karın ağrısı, iştahsızlık ve kusma temel belirtilerdir. Bunların bir araya gelmesi tanıyı kolaylaştırır.</p>
<p>Karın ağrısı; apandisitin en önemli belirtisidir. Genellikle göbek çevresinde veya mide üstünde başlar. Künt bir ağrıdır, azalma ve çoğalma gösterebilir, ama, hiçbir zaman tamamen yok olmaz. Genellikle 4-6 saat sürer (1-12 saat arasında değişebilir.) Daha sonra ağrı karın sağ alt bölgesine yerleşir. Bazı hastalarda ağrı sağ alt kadranda başlar ve orada kalır Apendiksin değişik yerleşimlerine göre ağrı sırtta, sağ veya sol kasıkta veya mesane üstü ve makatta hissedilebilir.</p>
<p>iştahsızlık, hastaların yüzde 90-95 inde ağrıdan daha önce görülen fakat önemsenmeyen bulgudur.</p>
<p>Bulantı ve kusma; önemli bir göstergedir. Hastaların yüzde 75&#8242;inde bulantı görülür. Genellikle hasta bir şey yerse Kusar, midesi boşsa kusmaz.</p>
<p>Bu belirtilerin yanında, hastanın, kabızlık, ishal ve gaz çıkaramama gibi şikayetleri de olabilir. Ancak, bunlar tanı değeri taşımazlar.&#8221;</p>
<p>Mauyene bulguları, apendiksin, vücutta yerleştiği yere göre değişebiliyor. Patlama olup olmaması da bulguları etkiliyor. Vücut ısısı bazı kişilerde normal kalmakla birlikte bazılarında 37.5-38 dereceye çıkıyor. Hastanın, fazla hareket etmekten kaçınması ve öksürme zıplama gibi hallerde ağrılarının artması tanı bakımından önem taşıyor.<br />
Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisitle ilgili önemli bir noktaya işaret ederek; apandisit belirtilerinin, birçok hastalığın belirtilerine benzediğini belirtiyorlar. Bu nedenle bulguların değerlendirilmesi açısından hekimin deneyimi büyük önem taşıyor.</p>
<p>Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu&#8217;nun verdikleri bilgilere göre; karın içi lenf bezleri iltihabı, mide ve bağırsak iltihabı, kadın hastalıkları, dış gebelik, mide ve onikiparmak bağırsağının delinmesi, idrar yolları iltihabı ve taşları, safra kesesi iltihabı, pankreas İltihabı ve bağırsak damarlarının tıkanması gibi rahatsızlıklarla apandisit aynı bulguları verebiliyorlar.</p>
<p><strong>KESİN TEDAVİ</strong></p>
<p>Özellikle gençlik döneminde ortaya çıkan bu yaygın rahatsızlığın ilaçla tedavi imkanı bulunmuyor. Ancak, apandisit, tedavisi kolay hastalıklar arasında yer alıyor. Türkiye Hastanesi hekimleri. kesin tedavinin ameliyat olduğunu belirterek, &#8220;hasta, laparoskopik (kapalı) veya açık appendektomi yöntemiyle ameliyat edilip, apandisit alınmalıdır&#8221; diyorlar. Prof. Taşçı ve Opr. Hamzaoğlu, apandisit ameliyatlarıyla ilgili şu bilgileri veriyorlar:</p>
<p>&#8220;Apandisit tanısı konan veya apandisit olabileceği düşünülen hastaların ağızdan beslenmemeleri, ağrı giderici almamaları gerekir. Apandisit, 4 grupta toplanır. Üç gruptaki vakalar;</p>
<p>akut apandisit, perfore (patlamış) apandisit, patlamış ve apse yapmış apandisit, kesin olarak ameliyatla tedavi edilmelidir. Dördüncü grup plastrone apandisittir. Bazen karın içinde omentum adı verilen bir yağ perdesi, apendiksi sarar ve iltihabın karın içine yayılmasını önler. Buna plastrone apandisit denir. Bu durumda hasta hastaneye yatırılır ve gözlem altına alınarak, antibiyotik tedavisine başlanır. Eğer şikayetler gerilerse hasta taburcu edilir ve 6-8 hafta sonra tekrar değerlendirip ve ameliyata alınır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://acilbilgi.net/apandisit-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anal Fissür</title>
		<link>http://acilbilgi.net/anal-fissur</link>
		<comments>http://acilbilgi.net/anal-fissur#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 15:34:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ceycey</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Cerrahi]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat görüntüsü]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat masası]]></category>
		<category><![CDATA[cerrah.com]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi müdahale]]></category>
		<category><![CDATA[cerrahi operasyon ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[doktor]]></category>
		<category><![CDATA[genel cerrahi serrah]]></category>
		<category><![CDATA[genel hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[neşter]]></category>
		<category><![CDATA[trcerrah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilbilgi.net/anal-fissur/</guid>
		<description><![CDATA[Teşhis
Fissür olduğu zaman parmakla muayene genelde çok ağrılıdır. Genellikle anüsün dıştan muayenesi ile yırtık görülebilir. Yırtığın miktarını belirlemek için anoskopi yapılabilir.
Tedavi Anal Fissür
Ilık tüpler (anal kanalı genişleten ısıtılmış,çapları değişik derecelerde bujiler).
Günde birkaç defa , yaklaşık 10&#8242;ar dakika yapılacak sıcak su oturma banyoları (anal büzüğün gevşetilmesi ve anal kanalın rahatlatılmasını sağlar).
Gaita yumuşatıcıları (yumuşak ve şekilli gaita [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Teşhis</strong></p>
<p>Fissür olduğu zaman parmakla muayene genelde çok ağrılıdır. Genellikle anüsün dıştan muayenesi ile yırtık görülebilir. Yırtığın miktarını belirlemek için anoskopi yapılabilir.</p>
<p><strong>Tedavi Anal Fissür</strong></p>
<p>Ilık tüpler (anal kanalı genişleten ısıtılmış,çapları değişik derecelerde bujiler).<br />
Günde birkaç defa , yaklaşık 10&#8242;ar dakika yapılacak sıcak su oturma banyoları (anal büzüğün gevşetilmesi ve anal kanalın rahatlatılmasını sağlar).<br />
Gaita yumuşatıcıları (yumuşak ve şekilli gaita sağlar)<br />
Krem ve fitiller ağrıyı hafifletir.<br />
Birçok fissür birkaç haftada iyileşecektir. Fakat belirtiler devam ederse ameliyat gerekebilir. Ameliyat tedavisi genellikle anal kanaldaki adelelerin bir kısmını kesmeye dayanmaktadır. Bu işlem fissürü meydana getirecek basıncı azaltır ve iyileşmesini sağlar. Kuşkusuz en iyi tedavi korunmadır. Bol lifli , kepekli diyet düzenli barsak hareketlerine neden olarak rahat dışkılamayı sağladığından en önemli yeri teşkil eder.</p>
<p><strong>Anal Fistül-Anal Abse</strong><br />
Apse (iltihapla dolu şişlik) , genellikle anal kanaldaki , ağızları anüs içersine açılan bezlerin ağızlarının tıkanması sonucunda meydana gelir. Oluşan apseler bir müddet sonra kendiliğinden boşalmak amacıyla , son barsak içersindeki bir yere veya anüs çevresindekideri kısmına açılır. Bu şekilde tünel açılmasına &#8220;fistül&#8221; denir. Anal fistüller hemen daima anal apse sonucunda meydana gelir.</p>
<p><strong>Belirtiler</strong></p>
<p>Anal apse ,anal kanala bitişik şişlik ve önemli ölçüde rahatsızlık meydana getirir.Şiddetli ağrı ve ateş oluşabilir. Anal fistülde anal kanaldan fistülün dış ağzına (genellikle anüs çevresindeki deri bölümüne)drene olan sıvı mevcuttur.Bu nedenle hafif miktarda ,zaman zaman miktarı artan akıntı(pis kokulu sarı-kahverengi renli bir akıntıdır)görülür.<br />
<strong><br />
Tedavi</strong></p>
<p>Apsenin tedavisi cerrahi olarak drenajdır.Apse drene olduktan sonra kişilerin %50&#8217;sinde birkaç hafta sonra (bazen birkaç ay ya da yıl sonra)fistül oluşacaktır.Fistülün tedavisi cerrahidir.<br />
Anal Kaşıntı<br />
Geceleyin veya dışkılama sırasında en sıklıkla meydana gelir.Anüs bölgesi aşırı temizleme ve silme en sık nedendir.Anüs etrafında fazla terleme .</font></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://acilbilgi.net/anal-fissur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aort Anevrizması</title>
		<link>http://acilbilgi.net/aort-anevrizmasi</link>
		<comments>http://acilbilgi.net/aort-anevrizmasi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 15:24:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ceycey</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[angina pectoris]]></category>
		<category><![CDATA[anjio]]></category>
		<category><![CDATA[damar sertliği]]></category>
		<category><![CDATA[faydalı bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ameliyatları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp ve damar hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ölümcül hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şifa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilbilgi.net/aort-anevrizmasi/</guid>
		<description><![CDATA[Bazı kişilerde damar sertliği ve yüksek tansiyon, aorta cidarında zayıflama ve giderek balonlaşmalara yol açar. Genetik faktörlerin de rol oynadığı bu damar hastalığına en sık olarak 50 yaşın üzerindeki erkeklerde rastlanır. Vücuttaki anevrizmaların ¾ ü karın (abdomen) aortasında oluşur.
Normalde karın aortu erişkinde 2-3cm arasında değişen çaptadır. Damar cidarindaki zayıflama nedeniyle giderek genişleyen karın aortu, çap [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı kişilerde damar sertliği ve yüksek tansiyon, aorta cidarında zayıflama ve giderek balonlaşmalara yol açar. Genetik faktörlerin de rol oynadığı bu damar hastalığına en sık olarak 50 yaşın üzerindeki erkeklerde rastlanır. Vücuttaki anevrizmaların ¾ ü karın (abdomen) aortasında oluşur.</p>
<p>Normalde karın aortu erişkinde 2-3cm arasında değişen çaptadır. Damar cidarindaki zayıflama nedeniyle giderek genişleyen karın aortu, çap 6 cm geçtikten sonra, aşırı gerginlik ve basınçla ani yırtılma tehlikesi oluşturur.</p>
<p>Çoğu zaman bel ve kalçalara doğru yayılan müphem ağrı şikayetleri veya karın bölgesinde kalp atışlarıyla birlikte “atan” bir şişkinlik, hastalığın yegane belirtisi olabilir. Bazen de hiç bir belirti vermeden büyük çaplara ulaşan balonlaşmalar, yırılarak ani ölümlere sebep olurlar.<br />
<span id="more-442"></span><br />
Yırtılmadan teşhis edildiğinde, % 98-100 oranında başarı ile tedavi edilebilen bu tehlikeli hastalığın tanısı, basit bir damar muayenesi ile konulur.</p>
<p>Çapları 5 cm ve daha küçük anevrizmalar (balonlaşmalar) yıllık kontrollerle ve gerekiyorsa tansiyon düşürücü ve kollestrol ilaçları eşliğinde takip edilir.</p>
<p>6 cm veya daha büyük anevrizmaları vakit kaybetmeden tedavi etmek gereklidir. Zira bu boyuttaki balonlaşmalarda 1 yıl içinde yırtılma olasılığı % 17-25 arasında değişmektedir.</p>
<p>Tedavi, genişleyen damar bölgesinin bir damar protezi ile yenilenmesinden ibarettir. Genellikle dakron malzemeden 2-2.5 cm çapında damar protezleri böbrek damarlarının altından bacak damarlarına kadar aortanın içine yerleştirilir. 2-3 saat kadar süren bir girişimdir, 24 saat kadar yoğun bakımdan sonra 4-5 gün kadar da hastanede kalınır. Uygun hastalarda bu işlem ameliyatsız, kasıktaki damarlardan kateter yardımı ile yapılabilir. Bu durumda 24 saatlik yoğun bakımdan sonra 1 gün hastanede kalmak yeterli olmaktadır.</p>
<p>Anevrizma hastalığında bel, karın ve kalçalara vuran ani ve şiddetli ağrı, yırtılma belirtisidir. Böyle bir durumda 20-30 dk içinde tanı konulup ameliyata alınabilen hastalarda, kurtulma oranı (iyi cerrahların elinde daha yüksek) % 35-40 cıvarındadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://acilbilgi.net/aort-anevrizmasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Angina Pectoris</title>
		<link>http://acilbilgi.net/angina-pectoris</link>
		<comments>http://acilbilgi.net/angina-pectoris#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2009 15:18:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ceycey</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kalp Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[angina pectoris]]></category>
		<category><![CDATA[anjio]]></category>
		<category><![CDATA[damar sertliği]]></category>
		<category><![CDATA[faydalı bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ameliyatları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp ve damar hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[ölümcül hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[şifa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilbilgi.net/angina-pectoris/</guid>
		<description><![CDATA[Koroner arter hastalığı (KAH) genel bir terimdir ve koroner arterlerin her türlü patolojisini kapsar. KAH yapan çok çeşitli nedenler tablo 1&#8242;de gösterilmiştir. Bunlar içerisinde en sık rastlanılan neden koroner aterosklerozdur(Kireçlenme). Koroner arterlerdeki kireçlenme kalp kasının kan perfüzyonunu anormal bulgu verecek şekilde azaltmışsa, aterosklerotik kalp hastalığı (ASKH) veya koroner kalp hastalığı (KKH) diye ad verdiğimiz çeşitli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Koroner arter hastalığı (KAH) genel bir terimdir ve koroner arterlerin her türlü patolojisini kapsar. KAH yapan çok çeşitli nedenler tablo 1&#8242;de gösterilmiştir. Bunlar içerisinde en sık rastlanılan neden koroner aterosklerozdur(Kireçlenme). Koroner arterlerdeki kireçlenme kalp kasının kan perfüzyonunu anormal bulgu verecek şekilde azaltmışsa, aterosklerotik kalp hastalığı (ASKH) veya koroner kalp hastalığı (KKH) diye ad verdiğimiz çeşitli klinik tablolar ortaya çıkar. Bu anlamda bazen iskemik kalp hastalığı terimi de kullanılmaktadır. Amerika Birleşik Devletler&#8217;inde KKH&#8217;na bağlı ölümler son 20 yılda eskiye göre bir azalma göstermiştir ama koroner ölümler halen birinci sıradaki ölüm nedenidir. Yılda yaklaşık 500 binden fazla kişi bu nedenle ölmektedir. Amerikalıların %3.1&#8242;inde (7 milyon) aktif koroner arter hastalığı vardır. Kuzey Amerika, Avustralya, Belçika, Finlandiya, Japonya gibi endüstri ülkelerinde 1960&#8242;lı yılların sonlarında KKH mortalitesinde önemli yükselme olmuş, sonradan azalmıştır. Rusya, İsveç ve Doğu Avrupa ülkelerindeki KKH&#8217;na bağlı ölüm oranı ise halen artmaktadır.<br />
Ülkemize gelince, Türk Kardiyoloji Derneği öncülüğünde 1990 yılından beri yürütülen çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre, Türkiye genelinde erişkinlerdeki KKH sıklığı %3.8 (erkeklerde %4.1, kadınlarda %3.5)&#8217;dir. Ülkemizde yaklaşık 1.200.000 kalp hastası vardır ve yılda 130.000 kişinin bu nedenle öldüğü tahmin edilmektedir.</p>
<p><strong>Koroner arter hastalığı nedenleri:</strong><br />
- Koroner ateroskleroz (koroner damarlarda kireçlenme)<br />
- Koroner embolisi(koroner damarların pıhtıyla tıkanması)<br />
- Koroner arterlerin ani sinirsel uyarılarla kasılarak kapanması.<br />
- Doğumsal koroner damar anormalikleri</p>
<p><strong>KORONER ATEROSKLEROZDAKİ RİSK FAKTÖRLERİ:</strong><br />
<span id="more-441"></span><br />
Ateroskleroz gelişen kişilerde bazı faktörlerin genel populasyona göre daha sık bulunduğu epidemiyolojik çalışmalardan anlaşılmıştır. Bu faktörlere risk faktörleri denilmiştir. Son 20 yılda bu faktörlerin tanımında önemli gelişmeler olmuştur. Risk faktörü kavramı, en az bir risk faktörü olan bir kişide aterosklerotik bir olay gelişme şansının daha fazla veya daha erken olacağı görüşünü kapsar. 65 yaşın altındaki insanların çoğunda bu risk faktörlerinden biri veya fazlası bulunur. Birden çok risk faktörleri varsa aterosklerotik olay daha da hızlanmaktadır. En önemlileri hiperkolesterolemi (kanda kollesterol yüksekliği) ,Hipertensiyon (HT) ve sigara içmedir .</p>
<p><strong>Koroner kalp hastalığı için risk faktörleri</strong></p>
<p><strong>Pozitif risk faktörleri:</strong><br />
- Yaş<br />
Erkek &gt; 45 yıl<br />
Kadın &gt; 55 yıl ve östrojen tedavisi almamış erken menopoz,<br />
-Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanılması<br />
- Aile hikayesi: Birinci derecede erkek akrabalarda 55, birinci derecede kadın akrabalarda 65 yaşından önce infarktüs veya ani ölüm bulunması.<br />
- Hiperlipidemi: Total Kolesterol &gt; 200 mg/dl. (LDL-Kolesterol &gt;130 mg/dl).<br />
- Hipertansiyon veya antihipertansif tedavi alıyor olmak.<br />
- Sigara içimi<br />
- Diabetes mellitus( Şeker)<br />
- HDL-Kolesterol &lt; 35 mg/dl olması.<br />
-Obezite, stress, fizik aktivite azlığı</p>
<p>Bu faktörlerin bir kısmı önleyici veya koruyucu yöntemlerle değiştirilebilirler. Yaşlanma, cinsiyet ve genetik faktörler ise değiştirilemezler. Yüksek kolesterol düzeyinin düşürülmesi, HT&#8217;nun tedavisi, sigaranın yasaklanması ile KKH riski ve ölümleri azaltılabilmektedir.<br />
Risk faktörlerinin bir kısmı yaşlanma ile birlikte olduğundan yaşlanma da kompleks faktörlerden biridir.</p>
<p><strong>CİNSİYET ve YAŞ</strong>: Ateroskleroz uzun yıllar içinde gelişen bir olaydır ve yaş ilerledikçe ateroskleroz sıklığı artar. Erkeklerde 40-45, kadınlarda 50-55 yaştan sonra aterosklerotik olaylar çıkmaya başlar. Kadınların ÖRT (östrojen tedavisi) almaması, erken menapoz veya uzun süreli doğum kontrol hapı kullanılması da riski artırır. Menapozdan önce KKH görülmesi açısından kadın/erkek oranı 1/7&#8242;dir. Menapozdan sonra bu fark giderek azalır ve 70 yaştan sonra erkeklere eşitlenir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://acilbilgi.net/angina-pectoris/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balık Hafızalı Sözüne Son</title>
		<link>http://acilbilgi.net/balik-hafizali-sozune-son</link>
		<comments>http://acilbilgi.net/balik-hafizali-sozune-son#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2009 12:31:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ceycey</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[balık hafızalı]]></category>
		<category><![CDATA[balık kalorisi]]></category>
		<category><![CDATA[balık nasıl yenir]]></category>
		<category><![CDATA[balık resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[balık ve sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[balık yağı]]></category>
		<category><![CDATA[balık yağı kapsülü]]></category>
		<category><![CDATA[balık yağının faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[balıktaki hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[ızgara balık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilbilgi.net/balik-hafizali-sozune-son/</guid>
		<description><![CDATA[Günlük yaşantımızda çok kullandığımız bir sözdür hafızası yavaş insanlara çok söyleriz balık hafızalı diye artık bu sözü kullanamayacaz çünkü yapılan araştırmaya göre balığın hafızası 2 sanıye eğilmiş.
Balık hafızası efsane çıktı. Balık yalnızca 3 saniyeyi hatırlayıp çok çabuk unuttukları iddiası doğru değilmiş.
Bilim adamları balıkların çok daha zeki ve derin hayvanlar olabileceklerine inanıyor.
Yapılan son araştırmalar balıkların geçmişi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" align="left" width="138" src="http://tbn1.google.com/images?q=tbn:7ktVdcuQEDdhmM:http://canan.files.wordpress.com/2007/02/balik.jpg" alt="balık, balık hafızası, balık yağı" height="127" />Günlük yaşantımızda çok kullandığımız bir sözdür hafızası yavaş insanlara çok söyleriz balık hafızalı diye artık bu sözü kullanamayacaz çünkü yapılan araştırmaya göre balığın hafızası 2 sanıye eğilmiş.</p>
<p>Balık hafızası efsane çıktı. Balık yalnızca 3 saniyeyi hatırlayıp çok çabuk unuttukları iddiası doğru değilmiş.</p>
<p>Bilim adamları balıkların çok daha zeki ve derin hayvanlar olabileceklerine inanıyor.</p>
<p>Yapılan son araştırmalar balıkların geçmişi hatırlamada 5 ay kadar geriye gidebileceğini gösteriyor.</p>
<p>Bir balık çiftliğinde yapılan deneylerde balıkların beslenme alışkanlıklarıyla ilgili testler yapılmış ve şaşırtıcı sonuçlar elde edilmiş.</p>
<p>Bilim adamları yapılan araştırmaların balıkların öğrenebildiklerini ve hatırladıklarını ortaya koyduğunu belirtiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://acilbilgi.net/balik-hafizali-sozune-son/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>14 Günlük Muhteşem Diyet</title>
		<link>http://acilbilgi.net/14-gunluk-muhtesem-diyet</link>
		<comments>http://acilbilgi.net/14-gunluk-muhtesem-diyet#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2009 22:42:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin123</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[14 günlük diyet]]></category>
		<category><![CDATA[2 haftada incedik olacaksınız]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[diyetisyen]]></category>
		<category><![CDATA[günlük kadın]]></category>
		<category><![CDATA[muhteşem diyet]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı diyet]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[salata]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilbilgi.net/14-gunluk-muhtesem-diyet/</guid>
		<description><![CDATA[14 günde yapılancan en güzel ve etkili bir diyet pişman olmayacaksınız 14 günde incecik bi vücuda sahip olabilirsiniz
kiloluyum diye üzülmeye son 14 güde şok diyet.
Et ve mamulleri: Hamuru un vs. içermeyen köfteler, şiş, kıyma, sucuk, salam, sosisler vs. her şekilde pişirilebilir. Yağda, fırında, ızgarada. Ancak patates vs. konulmadan ve soğansız olmalıdır.
Kümes hayvanları ve av etleri: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>14 günde yapılancan en güzel ve etkili bir diyet pişman olmayacaksınız 14 günde incecik bi vücuda sahip olabilirsiniz<br />
kiloluyum diye üzülmeye son 14 güde şok diyet.<br />
<strong>Et ve mamulleri:</strong> Hamuru un vs. içermeyen köfteler, şiş, kıyma, sucuk, salam, sosisler vs. her şekilde pişirilebilir. Yağda, fırında, ızgarada. Ancak patates vs. konulmadan ve soğansız olmalıdır.</p>
<p><strong>Kümes hayvanları ve av etleri:</strong> Tavuk, hindi, kaz, ördek etleri ve bunların hamur vs. içermeyen mamulleri. Yine her şekilde pişirilebilir.</p>
<p><strong>Yumurtalar:</strong> Her şekli ile tereyağda, sucuklu, rafadan vs. unsuz, domates ve soğansız, yumurtanın her türlüsü yani bıldırcın, ördek vs. yenilebilir.</p>
<p><strong>Balıklar:</strong> Her türlüsü, her şekli ile (kızartmalarda asla un olmayacak şekilde) ve Özellikle balıklar bol yenmelidir. Balıklarda daima etlerin aksine yağlı olanları tercih edilmelidir. (Uskumru, lüfer vs. gibi) Bilindiği üzere balıkların yağı şifadır ve hap olarak da satıldığını aklımızda tutalım.</p>
<p><strong>Yağlar:</strong> Diyetimizde her türlü sıvı yağ ve tereyağı serbesttir. Ancak yağların hası zeytinyağı sızma ve natürel şekilde her yemekte daima kullanılmalıdır.</p>
<p>Küçük bir hatırlatma yapmak isterim. Metabolizmamız hayvanı yağları, fırsat verirsek enerji olarak tüketir, ancak sıvı yağlardan aynı zamanda kendisi için müphem olan TEMEL YAĞ asitlerini de üretir. Çok yüzeysel olarak bu yağlar damarlarımızda gezip temizlik yapar ve diğer katı yağları harekete geçirip birikmiş yağların yakılmalarını sağlar. Eksiklikleri şişmanlık ve bir çok hastalığı beraberinde getirir. Bu temel yağ asidini 3 ayrı yağ asidinden kendisi yapar. Burada ayrıntısına girmeden, eğer bir insan günlük beslenmesinde ağırlıklı olarak zeytinyağı, biraz ayçiçek yağı ve bu arada çeşitli yeşilliklerden yiyorsa bu eksikliği gidermiş olur. Ancak bir cinsi var ki çok az bulunmaktadır, onu sağlamanın en iyi yolu ise her gün mutlaka az bir miktar da olsa ceviz yemek tir. Bu aynı zamanda kalp sağlığını da korur. Ayrıca zeytinyağı ve balık kolesterol düşmanıdır. Bunu herkese tavsiye ederim.)</p>
<p><strong>Yeşil salata:</strong> Günde iki orta büyüklükte tabakta bol zeytinyağlı, istenirse sirke konabilir, ama limon ve soğansız olarak zevkle yenebilir. Özellikle marul, roka, maydanoz vs. tercih edilmeli, bir anlamda bunlar doğranıp yenmelidir.</p>
<p><strong>Baharatlar:</strong> Karabiber, kimyon ve az miktar pul biber ve şeker içermediğinden emin olunan diğer baharatlar abartılmadan yenebilir.</p>
<p><strong>Zeytin ve peynirler:</strong> Zeytinler özellikle naturel siyah zeytin ve tam yağlı eritme ve diğer peynirler az olarak yenmelidir. Esasında sabahları et haşlama vs. daha çok tercih edilmelidir.</p>
<p>Yukarıda sayılan ürünler serbestçe yenip birbirleri ile beraber çeşitli yemekler yapılabilir. Ancak burada adı verilmeyen başka hiçbir şey yenilemez ve yemeklere katılamaz. Diyet bu yönü ile çok katıdır. Örneğin domatese mi yasak, evet. Bunların yasak olmalarının temel sebebi, içerdikleri şeker oranlarındandır. İlk başta vücut yağ yakmaya zorlanacağından çok dikkatli olunup şeker ihtiva eden gıdanın metabolizmaya girmemesi gerekir. Elbette bu, geçici bir süre içindir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://acilbilgi.net/14-gunluk-muhtesem-diyet/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Apandisit Ameliyatı Hakkında Bilinmeyenler</title>
		<link>http://acilbilgi.net/apandisit-ameliyati-hakkinda-bilinmeyenler</link>
		<comments>http://acilbilgi.net/apandisit-ameliyati-hakkinda-bilinmeyenler#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Feb 2009 22:46:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ceycey</dc:creator>
				<category><![CDATA[apandisit ameliyatı]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyathane]]></category>
		<category><![CDATA[apandisit ameliyat]]></category>
		<category><![CDATA[apandisit ameliyatı videoları]]></category>
		<category><![CDATA[apandisit ameliyetı nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[apandisit hakkında bilineyenler]]></category>
		<category><![CDATA[apandisit nedir]]></category>
		<category><![CDATA[neşter]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[yara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.acilbilgi.net/apandisit-ameliyati-hakkinda-bilinmeyenler/</guid>
		<description><![CDATA[Apandisit hakkında bilinmeyenler halk arasında doğru sanılan ama son derece yanlış olanları öğrenebilirsiniz.
Apandisit vücudumuzun neresindedir ?
Apandisit körbağırsağın solucana benzeyen uzantısıdır. 7.5 cm. ile 12,5 cm. kadar uzunlukta, kalın bağırsak başlangıcının altında, karnın sağ kısmındadır. Normal zamanlarda bir kurşun kalem kalınlığındadır.
Fonksiyonu nedir ?
İnsanlarda hiçbir fonksiyonu yoktur ve hayvanlardan insanlara kalmış bir organ olduğu tahmin edilir.
Apandisit hastalığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Apandisit hakkında bilinmeyenler halk arasında doğru sanılan ama son derece yanlış olanları öğrenebilirsiniz.<br />
<strong>Apandisit vücudumuzun neresindedir ?</strong><br />
Apandisit körbağırsağın solucana benzeyen uzantısıdır. 7.5 cm. ile 12,5 cm. kadar uzunlukta, kalın bağırsak başlangıcının altında, karnın sağ kısmındadır. Normal zamanlarda bir kurşun kalem kalınlığındadır.</p>
<p><strong>Fonksiyonu nedir ?</strong><br />
İnsanlarda hiçbir fonksiyonu yoktur ve hayvanlardan insanlara kalmış bir organ olduğu tahmin edilir.</p>
<p><strong>Apandisit hastalığı nedir ?</strong><br />
Apandisit, apandisitin etrafının iltihabıdır. Etrafına yayılan ilti­haplanma bütü jtı bünyeye bulaşır. Kötü iltihaplanma hallerinde apandisit iltihapla dolabilir. İltihaplanma, apandisit duvarının dı­şına yayıldığı zaman kangrenli olmaya yüz tutabilir ve apandisiti patlatabilir.</p>
<p><strong>Apandisit neden ileri gelir ?</strong><br />
Apandisit bakterilerden ileri gelen iltihapları veya sertleşmiş bir cerahat parçasının apandisite kan akımını durdurmasından ve bu­radaki kan damarlarınım tıkanmasından ileri gelebilir.<span id="more-438"></span></p>
<p><strong>Apandisit hastalığı ne kadar yaygındır ?</strong><br />
Antibiyotik çağından önce karın bölgesindeki ameliyatların en yaygın olanlarından biri apandisitti. Bugün apandisit halleri çok da­ha az görülmektedir. Apandisite genellikle 20, 30 ve 40 yaşlarında­ki kişilerde rastlanılır. Çocuklarda ve gençlerde de apandisit görüle­bilir. Üç yaşından daha ufak çocuklarda ise bu hastalığa pek nadi­ren rastlanılmaktadır.</p>
<p><strong>Apandisit vakaları azalmakta mıdır ?</strong><br />
Evet. Açıklaması mümkün olmayan nedenlerden günümüzde, yir­mi otuz yıl öncesine göre apandisit vakalarına çok daha az rastlanmaktadır.</p>
<p><strong>Apandisit meyve çekirdekleri veya çiklet gibi cisimlerin yutulmasın­dan ileri gelebilir mi ?</strong><br />
Hayır.</p>
<p><strong>Apandisit bir aile hastalığı olabilir mi veya kalıtımla geçebilir mi ?</strong><br />
Hayır.</p>
<p><strong>Hangi tür apandisitler vardır ?</strong><br />
a. Had apandisit. Bu tür apandisit genellikle karın krampları, baş dönmesi veya kusma, karının sağ alt kısmında hissedilen bir sancı ile kendisini gösterir. Bu belirtiler aniden ortaya çıkabilir veya birkaç saat içerisinde yavaş yavaş oluşabilir.<br />
b. Tekrarlanan apandisit. Bu hafif apandisit belirtileri ile kendisi­ni gösterir, derhal ortadan kaybolur ve birkaç ay veya birkaç yıl sonra yeniden meydana gelebilir.</p>
<p><strong>Bir insan kendisinde apandisit olabileceğini nasıl anlayabilir ?</strong><br />
Karındaki kramplardan, baş dönmesi ve kusma hallerinden ve kar­nın sağ alt kısmında duyulan sancıdan bir kişi apandisitten şüphelenmelidir. Bu belirtiler birkaç defa devam edebilir ve gittikçe şid­detlenebilir. Nabız artışında artış ve hafif ateş de olabilir. İştahsızlık ve kabızlıkta çok kez apandisit belirtilerindendir.</p>
<p><strong>Karın ağrıları için müshil ne zaman verilmeli ?</strong><br />
Hiçbir zaman. Yapılabilecek en tehlikeli şey müshil vermektir. Bu, apandisitin patlamasına neden olabilir.</p>
<p><strong>Karın ağrıları başlarsa lavman yapılmalı mıdır ?</strong><br />
Hayır. Ancak doktor hastayı muayene ettikten sonra bunun yapıl­masının gerektiğini bildirdiği takdirde lavman yapılabilir.</p>
<p><strong>Apandisit teşhisi yapıldıktan sonra ameliyat yapılması derhal gerekli midir ?</strong><br />
Evet, had apandisit çok az vakada kendi kendiliğinden geçer ve çok kez iltihaplanma hali patlamaya veya «peritonit» e neden olabilir.</p>
<p><strong>Apandisiti önlemek için bir çare var mıdır ?</strong><br />
Hayır.</p>
<p><strong>Apandisit fazla yemek yemekten ileri gelebilir mi ?</strong><br />
Hayır.</p>
<p><strong>Apandisit teşhisi için ne gibi laboratuar testleri yapılır ?</strong><br />
Kan tahlili yapılır. Had apandisit hallerinde beyaz han hücreleri (lökositler) genellikle normalin üzerinde bulunur.</p>
<p><strong>Apandisit hali görüldü mü ne kadar bir süre içerisinde hasta ameliyat edilmelidir ?</strong><br />
Birkaç saat içerisinde.</p>
<p><strong>Apandisit patladığı zaman ne meydana gelir ?</strong><br />
Apandisitten fışkıran cerahat karın boşluğuna dolar ve peritonite sebep olur. Bu çok tehlikeli bir durumdur.</p>
<p><strong>Bir had apandisit hali buz keseleri kullanılmasıyla tedavi edilebilir mi ?</strong><br />
Hayır. Ancak bazı hafif vakalar hiçbir tedavi görmeden iyileşebilir.</p>
<p><strong>Hafif bir vaka kendi kendine iyileştiği takdirde daha sonra yeni bir krizin gelmesi için, bir meyil var mıdır ?</strong><br />
Evet. Sonradan gelecek olan halin ilkinden çok daha ciddî olması mümkündür.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatsız tedavi usulüyle iyileşebilir mi ?</strong><br />
Bazı nadir vakalarda apandisit büyük dozlarda antibiyotik ilâçla­rın verilmesiyle tedavi edilebilir. Ancak bu iyi bir tedavi usulü ola­rak görülmeyip ameliyattan daha büyük tehlikeler taşır.</p>
<p><strong>Apandisitin en iyi tedavi yolu nedir ?</strong><br />
Apandisitin ameliyat yoluyla çıkarılması.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatı ne derece ciddî bir ameliyattır ?</strong><br />
Erken yapılan” bir apandisit ameliyatı hiçbir ciddiyet taşımaz. Eğer ameliyat patlayan bir apandisitten peritonit olan bir hastaya yapıl­maktaysa o zaman bu, ciddî bir ameliyat sayılır.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatı ne kadar sürer ?</strong><br />
Komplikasyon olmayan bir hastaya yapılan ameliyat ancak beş-on dakika sürer. Komplikasyon göstermiş bir vakada, ameliyat bir iki saat kadar sürebilir.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatından kurtuluş ihtimali nedir ?</strong><br />
Günümüzün ileri operasyon ve antibiyotik çağında apandisit ame­liyatından yaklaşık her ameliyat gören hastaneden sapasağlam çıkar.</p>
<p><strong>Apandisitin ne gibi komplikasyonları olabilir ?</strong><br />
En büyük komplikasyon peritoniti meydana getiren apandisitin patlamasıdır. Bazı tedavi olmayan hallerde apandisitten çıkan ce­rahat karaciğere karışarak karaciğer apseleri meydana getirebilir­se de bu gibi olaylara çok az rastlanır.</p>
<p><strong>Apandisite yapılan ameliyatta ne gibi anesteziler kullanılır ?</strong><br />
Ya omurilik anestezisi, solunum yoluyla verilen siklopropan veya diazot monoksit gibi gazlar.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatında hastanede kalma süresi ne kadardır ?</strong><br />
Komplikasyon olmayan bir vakada yaklaşık bir hafta. Eğer apan­disit patlamışsa hastanın hastanede birkaç hafta kalması gerekebilir.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatında ensizyon nereden yapılır ?</strong><br />
Karnın sağ alt kısmından. Ensizyonlar ya eğik ya da uzunluğuna yapılır. Bunların uzunluğu genellikle beş ile on santim arasında olur.</p>
<p><strong>Ensizyonun uzunluğu önemli midir ?</strong><br />
Kesinlikle hayır. Bazı operatörler daha uzun ensizyonlardan çalışmayı tercih etmektedirler. Şurası bilinmeli ki ensizyonlar yandan yana iyileştiklerinden dolayı bunlar uzun da olsalar, kısa da, aynı zaman süresi içinde iyileşirler.</p>
<p><strong>Operasyondan önce tedavilere ihtiyaç var mıdır ?</strong><br />
Komplikasyon olmayan hallerde hayır. Komplike vakalarda ise ameliyat öncesi damardan solüsyonlar ve büyük dozlarda antibiyo­tik verilmesi gerekebilir. Ayrıca burundan, bağırsaklara ameliya­ta engel olabilecek sıvı ve gazları bertaraf edebilmek için bir tüp indirilmesi de gerekli olabilir.</p>
<p><strong>Ameliyattan sonra özel hemşireler gerekli midir ?</strong><br />
Genel apandisit vakaları için hayır.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrası dönemde aşırı sancı duyulur mu ?</strong><br />
Hayır.</p>
<p><strong>Ameliyat sonrası ne gibi tedaviler gereklidir ?</strong><br />
Komplike olmayan vakalarda ameliyat sonrası herhangi bir tedavi usulü gerekli değildir. Ancak, patlamış bir apandisit ameliyatından sonra sıvıların ağızdan verilmesi doğru olmadığından bunlar enjeksiyon vasıtası ile damar yoluyla verilmelidir. Ayrıca, bağırsak bölgesini boş bırakmak ve yayılmaları önlemek için burun yoluyla mideye bir lâstik boru indirilmesi gerekli olabilir. Patlama olaylarında peritoniti önlemek için büyük dozlarda antibiyotik veril­mesi gerekebilir.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatını müteakip hasta, ne kadar zaman sonra yatak­tan kalkabilir ?</strong><br />
Komplike olmayan ameliyatları müteakip hasta, ameliyattan bir gün sonra yataktan kalkabilir. Peritonit hallerinde hasta yataktan günlerce, bazen de haftalarca kalkamaz.</p>
<p><strong>Ameliyat yarasının kapanması ne kadar sürer ?</strong><br />
Komplikasyon olmayan hallerde yara birkaç gün, en geç bir haf­ta içerisinde kapanır. Patlayan bir apandisitte dren kullanıldığı va­kalarda apandisit ameliyatı yarasının kapanması bazen haftalarca sürebilir.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatı yarası sık sık enfeksiyona uğrar mı ?</strong><br />
Uğrayabilir! Çünkü enfekte olan bir organ (apandisit) bu yaradan çıkarılmış olduğundan karın duvarına çıkarıldığı sırada bulaşmış olabilmesi mümkündür.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatından sonra yaralardan sızıntı olması tabii midir ?</strong><br />
Evet. Ameliyattan birkaç gün sonra pembemsi bir sıvının yarada toplanmış olduğu çok kez görülür. Operatör bunu bir kıskaçla ber­taraf eder. Bu tedavi fazla sancıya yol açmaz.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatından sonra özel bakıma ihtiyaç var mıdır ?</strong><br />
Komplike olmayan vakalarda hayır.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatından sonra sürekli yan tesirler kalır mı </strong>?<br />
Hayır.</p>
<p><strong>Ameliyat yarası vücudu çirkinleştirir mi ?</strong><br />
Komplike olmayan vakalarda hayır. Ancak, enfeksiyonlu bir yaraya dren konduğu.takdirde karnın sağ alt kısmında çirkin bir yara izi kalabilir.</p>
<p><strong>Apandisit çıkarıldıktan sonra bağırsak mekanizması eski fonksiyon­larını eksiksiz yapar mı ?</strong><br />
Evet.</p>
<p><strong>Apandisit çıkarıldıktan sonra bunun tekrarlanması mümkün müdür ?</strong>Apandisit çıkarıldığı takdirde hayır. Çok az vakalarda patlamış bir apandisite veya apandisit, operatörün erişemeyeceği bir yerdeyse ve operatör apandisiti temizlemekle yetinirse, o zaman apandisiti daha ileri bir tarihte çıkarma, lüzumu meydana gelebilir.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatında neden bazen apandisit yerinde bırakılır ?</strong><br />
Çünkü bazı apandisitlerin çıkarıldığı takdirde cerahatin karın boş­luğuna yayılma tehlikesi artmaktadır. Özellikle lokal bir apse mey­dana gelen apandisit olaylarında, bu gibi durumlarda apandisit ap­sesi basit drenaj usulüyle temizlenir ve hastanın iyileşmesi temin edilir. Bu gibi hallerde hasta, sonradan kesinlikle ameliyat olmalı­dır. Çünkü apandisit içeride bırakıldığı zaman yeni apandisit cera­hati hallerinin olması devamlı bir tehlike olarak kalmaktadır.</p>
<p><strong>Bu gibi hallerde apandisit yerinde bırakıldığı takdirde bu apandisitin sonradan çıkarılması gerekli midir ?</strong><br />
Evet. Esas krizden hasta kendine geldikten sonra en az altı ile on hafta arası apandisin çıkarılması için operatöre başvurması gereklidir.</p>
<p><strong>Bir kadın apandisit ameliyatı olduktan sonra gebe kalmasında bir mahzur var mıdır ?</strong><br />
Hayır yoktur.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatından sonra özel perhizler gerekli midir ?</strong><br />
Hayır.</p>
<p><strong>Apandisit ameliyatından sonra yaranın sızlaması normal midir ?</strong><br />
Evet. Bu yarada sancının haftalarca duyulması normaldir.</p>
<p><strong>Komplike olmayan bir apandisit ameliyatından sonra aşağıdaki şey­ler ne kadar süre içerisinde yapılabilir ?</strong><br />
Banyo => Yara kapanır kapanmaz.</p>
<p><strong>Sokakta yürümek </strong>=> Yedi ile on gün arası</p>
<p><strong>Merdiven çıkıp inmek => </strong>Yedi ile on gün arası</p>
<p><strong>Ev işleri yapmak => </strong>Üç ile dört hafta arası</p>
<p><strong>Otomobil kullanmak => </strong>Üç ile dört hafta arası</p>
<p><strong>Karı-kocalık ilişkileri => </strong>Üç ile dört hafta arası</p>
<p><strong>Göreve dönmek => </strong>Üç ile dört hafta arası</p>
<p><strong>Bütün normal fizikî faaliyetlere yeniden başlamak </strong>=> Altı ile sekiz hafta arası</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://acilbilgi.net/apandisit-ameliyati-hakkinda-bilinmeyenler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
