Archive for Haziran, 2008
Kıl Dönmesinde Tedavi Şekilleri
TEDAVİ Apse ile başvuran hastalarda ilk yapılacak işlem lokal anestezi ile apsenin boşaltılmasıdır. Apse geçince veya apse olmadan başvuran hastalarda tedavi ameliyattır.
Günümüzde 3 çeşit ameliyat yapılmaktadır.
1- Genel anestezi altında pilonidal sinüs çıkarılır ve yara açık bırakılır. İyileşme çok zaman alır, ama tekrarlama oranı düşüktür.
2- Genel anestezi altında pilonidal sinüs çıkarılır ve yara ağzı karşılıklı dikilir. Çok hızlı iyileşir ama tekrarlama oranı yüksektir.
3- Flap yöntemi : Hastanemizde en çok bu yöntem yapılmaktadır ve sonuçlar çok başarılıdır.
Kıl Dönmesi Ameliyatlarında “Flap” Yöntemi
Kıl dönmesi ameliyatlarında uygulanan klasik yöntemlerde; ya iyileşme geç olur (2-3 ay), ya sorunun tekrarlama ihtimali yüksektir ya da estetik sonuç kötüdür. “Flap” yöntemi ise büyük avantajlar sunuyor. Bu yöntemde hem tekrarlama riski “%1′dir”, hem de ameliyat izi azdır. Kistin çıkarılması ve yaranın, kalçadan bir parça döndürülerek kapanması ile gerçekleşen bu yöntem, hastanemizde 8 yıldır başarıyla uygulanıyor!
Kıl Dömesi Nedir?
Halk arasında kıl dönmesi adı verilen bu hastalık toplumumuzda yaygın olarak görülmektedir. Pilonidal kelimesi latince kıl anlamına gelen “pilos” ile yuva anlamına gelen “nidus” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmektedir. Pilonidal sinüs kuyruk sokumunda görülen iltahabi bir hastalıktır.Normalde kuyruk sokumunda orta hatta ve yaklaşık makatın 5 cm üstünde bir veya birkaç ağzı bulunan sinüs (delik)ler ile karakteristiktir. Daha önceleri pilonidal sinüs hastalığının doğuştan var olan bir hastalık olduğu sanılıyordu.
Günümüzde artık sonradan olan bir hastalık olduğu kabul edilmektedir.Bu hastalık genelde ergenlik çağında seks hormonlarının etki etmesi ile başlar. Genelde bir kıl kökü iltihaplanır ve apse oluşur bu olay cilt altı yağ dokusuna doğru ilerler ve diğer kıl köklerinide içine alır.
Yürürken, otururken kalça kaslarının hareketi ile kıllar derine gömülür. İlk belirtiler genellikle 20 yaş civarında başlar. Erkeklerde kadınlara nazaran 3 kat daha fazla görülmektedir. Kadınlarda, erkeklere göre daha erken yaşta görülür. Hastaların yarısı apse yani kuyruk sokumunda şişkinlik, kızarıklık ve şiddetli ağrı ile doktora baş vururlar. Diğer yarısı zaman zaman kuyruk sokumunda sertlik hissi,pis kokulu akıntı veya iç çamaşırda kanlı lekeler şikayeti ile doktora gelirler. Kıl dönmesi vücudun başka yerlerinde,parmaklar arası koltuk altı, göbek ve kasıkta görülebilir.
Ameliyat Sonrası Yaşam
Opr. Dr. Hamzaoğlu, ameliyat sonası durumla ilgili olarak da şunları söylüyor: “iyi yapılan ameliyatlardan sonra tekrarlama ihtimali çok azdır. Kötü yapılan ameliyatlarda içerde fazla tiroid dokusu bırakıldığı için tekrar büyüme veya nodül gelişme ihtimali vardır. Ama bilateral subtotal tiroidektomi usulune uygun yapılırsa, çok az doku bırakıldığı için tekrarlama riski yok denecek kadar azdır .Kanserli vakalarda bilateral total tiroidektomi yani tüm tiroid dokusu çıkartılır. Ameliyatın en büyük riski ses kıslklığı veya tamamen ses kaybıdır. Genelde kanserli vakalarda bu durumla karşılaşılır. Ses tellerine giden sinir hemen tiroid dokusunun arkasında yer almaktadır .Dünyanın en iyi merkezlerinde 100 tiroid kanseri ameliyatında 1ses teli sinir kesilmesi oluyor. Şunu iftiharla söyleyebilirim ki, bugüne kadar birçok guatr ameliyatı yapmış olmamıza rağmen, kliniğimizde şimdiye kadar böyle bir komplikasyona rastlanmadı. Bazen ameliyat sonrası geçici ses kıslklığı oluşur, ama, bu ses kıslklığı birkaç gün ile birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolur. Bu geçici ses kısıklığı ameliyat sonrası dokularda gelişen ödeme (şişkinliğe) bağlıdır.”
Guart Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Prof. Dr. Hasan Taşçı ve Opr. Dr. Cavit Hamzaoğlu. ameliyatın özellikleriyle ilgili şu bilgileri veriyor:
“Ameliyattan önce mutlaka tiroid hormon düzeyine bakılması lazım. Eğer hipertiroidi (yani tiroid hormon fazlalığı) varsa, hasta ameliyat edilemez. Çünkü. hasta ameliyat esnasında kriz geçirebilir. Bu nedenle önce ilaç yardımı ile hormonlar normal seviyeye getirilmeli ki. herhangi bir komplikasyonla karşılaşılmasın. Hormonların normal seviyeye indirilmesi işlemi bazen aylar sürebilir. Ameliyat genel anestezi altında yapılmaktadır. Ameliyat süresi yaklaşık 1 saattir.
Boyunda, guatrın hemen önünde, yaklaşık 4 cm’lik bir kesi yapılarak tiroid dokusuna ulaşılır. Bilateral subtotal tiroidek tomi dediğimiz teknikle tiroid dokusunun çoğu alınır .”
Hastalığın Teşhis ve Tedavi
Prof. Dr. Hasan Taşçı. guatrın teşhisi konusunda da şöyIe konuşuyor:
“Doktor, elle muayenede tiroid bezinde büyüme olup olmadığını ve hatta çoğu zaman nodülleri fark edebilir.Bu durumda hastadan tiroid ultrasonografisi, tiroid hormonları (kan tetkiki) ve gerekirse tiroid sintigrafisi istenir. Bazen iğne biyopsisi (parça alınması) gerekebilir.”
Bu muayene ve tetkikler sonucu guatrın tedavisi için nasıl bir yöntem izleneceği belirleniyor. ilaç tedavisinin yanında hekimin uygun gördüğü durumlarda ameliyat gerekebiliyor.
Opr. Dr. Cavit Hamzaoğlu. hangi durumlarda ameliyatın tercih edileceğine dair şu açıklamayı yapıyor:
“Diffüz hiperplazide (basit guatrda) eğer tiroid bezi çok büyümüş ve nefes almayı zorlaştırıyorsa veya estetik olarak hastayı rahatsız ediyorsa ameliyat öneriliyor.
Nodüler guatrda ise
1- Kanser şüphesi.
2- Bası belirtileri.
3- Hipertiroidi,
4- Göğüs kafesinin içine büyüme.
5- Kozmetik bir gerekçe (boyunda şekil bozukluğu varsa ameliyat edilir.)
Ultrasonografi ve tiroid sintigrafisi teşhiste çok önemli rol oynuyor. Bu tetkikler sırasında eğer tiroidde tek nodül buIunduğu saptanırsa ve bu sintigrafik olarak soğuk nodül ise kanser olma riski bulunuyor.
Eldeki veriler, erkeklerde kadınIara göre ve gençlerde yaşlılara göre tek olan nodüllerin kanser olma riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Çocukluk çağında boyunlarında radyoterapi yapılmış kişilerde tiroid kanseri riskinin çok yüksek olduğu biliniyor.
Guartın Belirtiler Nelerdir?
Tiroid bezindeki büyüme salgının azalmasına veya çoğalmasına neden olmuyorsa, yani hastada hipertiroidi veya hipotiroidi durumu yoksa, pek fazla bir belirti vermiyorsa.
Belirtilerle ilgili olarak Opr. Dr. Cavit Hamzaoğlu, şunları söylüyor: ”Boyun ön bölümünde şişkinlik fark edilir. Bu şişkinlik yutkunmakla hareket eder .Büyük guatrlarda baskıya bağlı nefes almakta zorluk ve ses kıslklığı olabilir. Bazen tiroid dokusu fazla büyür ve göğüs kafesinin içine girebilir
Guartın Çeşitleri Nelerdir?
Prof. Dr. Hasan Taşçı, tiroid bezi büyümesinin iki şekilde değerlendirildiğini belirtiyor ve ekliyor: Bunlar diffüz hiperplazi ve nodüler guatr olarak tanımlanıyor.
1- Diffüz hiperplazi; bu durumda sadece büyüme vardır ve tiroidbezi içinde başka oluşum ve patoloji yoktur.genellikle denizden uzak yerlerde (iyot eksikIiğine bağlı) görülür.
2- Nodüler guatr; bu durumda ise tiroid bezinin içinde mercimek veya nohut büyüklüğünde, bazen daha da büyük kitleler mevcuttur.”
Guart(Tiroit Bezi Büyümesi)
Halk arasında, boynun ön tarafında bir kitle oluşması olarak algılanan guatr; birçok vücut fonksiyonunda denge unsuru olan tiroid bezinin büyümesine deniyor. Bu büyüme, tiroid bezinin işIevini olumsuz etkiliyor. Sık rastlanan bir sağlık sorunu olan guatra neden olan tiroid beziyle ilgili olarak Türkiye Hastanesi genel cerrahi uzmanları Prof. Dr. Hasan Taşçı ve Dr. Cavit Hamzaoğlu, şu bilgileri veriyor:
Tiroid bezi normalde yaklaşık 15-25 gram ağırlığında olan bir iç salgı bezidir. Boyunda nefes borusunun iki tarafında yer almaktadır. Kanlanması çok fazla olan bir organdır. Tiroid bezi tiroid hormonlarınr salgılar ve kana verir: Bu salgının azalması veya çoğalması olumsuz etki yapar. Tiroid bezi normal miktarda hormon salgılarsa ötiroidi denir. Fazla hormon salgılarsa hipertiroidi denir. Hipertiroidi belirtileri şunlardır;
sinirlilik, fazla iştaha rağmen kilo kaybı, aşırı terleme. ellerde titreme, kaslarda güçsüzlük. sık dışkılama. sık idrar, adet düzensizliği, kısırlık, çarpıntı ve uzun süre devam ederse gözIerde eksoftalmi (gözlerin dışa fırlaması ve gözkapaklarının kapanamaması). Tiroid bezi normalden daha az hormon salgıIarsa hipotiroidi denir. Halsizlik. çabuk yorulma, hareketlerde ve kalp atımında yavaşlama, uyuklama hali, soğuktan kaçma, ses kalınlaşması, saç ve kaşların dış kenannda dökülme, kabızIık, kadınlarda adetten kesilme gibi belirtiler verir.”
Fıtık Tedavisi Nasıl Yapılıyor?
Bütün karın bölgesi fıtıklarının değişmez bir tedavisi var; o da ameliyat. Ancak yeni doğan göbek fıtığı eğer boğulma tehlikesi yoksa 2 yıl içinde kendiliğinden iyileşebiliyor. Buna da bir uzmanın karar vermesi gerekiyor. Diğer fıtıklar tanı konulduğu zaman ameliyat edilmesi büyük önem taşıyor. Opr.Dr. Cavit Hamzaoğlu, fıtık tedavisiyle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Fıtık teşhisi konulduğu zaman ameliyat ile tedavi edilmesi gerekir. Boğulma olmadan tedavi çok kolay ve iyileşme çok hızlı olur Ameliyat sonrası tekrarlama oranı düşüktür.Ana prensip fıtık kesesinin yok edilmesi ve karın duvarının takviye edilmesidir Eskiden karın duvarı çok sıkı dikişlerle sağlamlaştırılırdı. Bu bazı sakıncalar taşıyordu. Ameliyat sonrası hastaların öksürmesi ve ıkınmasıyla dikişler yırtılabiliyor ve Tekrar fıtık oluşabiliyordu. Günümüzde ise karın duvarı sentetik yamalarla sağlamlaştırılıyor. Karın duvarının zayıf noktalarının üzerine yama konulup ve bu yama karının sağlam bölgelerine gevşek dikişlerle tespit ediliyor. Gevşek dikişler iki avantaj sağlıyor. Ameliyat sonrası gerginlik ve ağrı olmuyor, ayrıca, tekrar yırtılma riski minimuma iniyor.”
Fıtığın Yol Açtığı Sorunlar Neler?
Fıtık, kendisi bir sağlık sorunu olduğu gibi, tedavide gecikilmesi halinde farklı sağlık sorunlarının nedeni de olabiliyor. Başka sorunlara yol açmaması için fıtık tedavisinin bilimsel yöntemlerle yapılması önem taşıyor Eğer zamanında tedavi edilmezse bağırsak tıkanıklığı ya da fıtık boğulması gibi ciddi sorunlar gelişebiliyor Opr. Dr. Cavit Hamzaoğlu, fıtığın neden olduğu sorunlarla ilgili şu bilgileri veriyor:
“Bağırsak tıkanıklığı; bağırsağın fıtık kesesinin içine girmesiyle oluşur. Hastada kusma ve karın şişkinliği olur.
Fıtık boğulması; fıtık kesesinin içine karın iç organları, özellikle bağırsak girer. Eğer fıtık halkası dar ise bağırsak karın içine geri dönemez, zaman geçtikçe fıtık kesesinin içindeki bağırsaklar şişer, kanlanması bozulur ve kangren gelişir. Hayatı tehlike oluşur ve acilen ameliyatla kangren olan bağırsağın alınması gerekir,”